Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck.

28

Ümit ÖZDEMİR’in bu yazısı daha önce Edebiyat Günlükleri’nde yayınlandı.

Fareler ve İnsanlar John Steinbeck’in göçmen tarım işçilerini konu alan romanıdır. Romanın iki baş karakteri George Milton ve Lennie Small bir çiftlikten öbürüne çalışmaya giderken aynı zamanda ortak hayalleri olan iki kafadardır. Arkadaşlığı aşan ve Lennie’nin George’a bağımlı yaşamasının nedeni Lennie’nin çocuk saflığında kalan zekasından ileri gelir. Lennie’yi sürekli kontrol altında tutmaya çalışan George, zaman zaman bu duruma oldukça içerlese de aslında Lennie ile kurduğu dostluk ilişkisinin ve yazgı ortaklığının farkındadır.

George ve Lennie, John Steinbeck’in “Her Amerikalı işçi aslında kendini milyoner zanneder ancak onlar da diğer sınıf kardeşleri gibi yoksuldur” sözlerinde tarif ettiği üzere bir çiftlik sahibi olmayı, kendilerine ait birkaç hayvandan elde edecekleri gelirle o günün koşullarında küçük burjuva olmak için yeterli şeylere ulaşmayı kurgularlar.

Romanın bir ekseni George ve Lennie arasındaki bağımlılıkla karışık arkadaşlık ilişkisiyse, bir diğer ekseni de insan-hayvan arasındaki yüzyıllar boyu süren ve insanı da dönüştüren bağımlılık ilişkisidir. Lennie’nin insanlardan bulamadığı yakınlık yüzünden ilgisini hayvanlara yöneltmesi ve fareleri cebinde taşıma isteği George tarafından onaylanmaz. Benzer bir ilişki romanda daha sonra karşılaşacağımız yine bir başka dışlanmış karakter Candy ile yaşlı köpeği arasındaki ilişkiyle bir kez daha öyküleyen Steinbeck, bu çok köklü geleneğin altını çizer.

Siyahi ve dışlanmış emekçi karakter Crooks ile Lennie’nin karşılaşmasında, Steinbeck’in Crooks’un ağzından gelecekle ilgili sürekli hayaller kuran, ancak kendi sosyal gerçekliğinin bilincinde olmayan Lennie’yi eleştirmesi, romanın kanımca en çarpıcı bölümüdür. Bu diyalogda Lennie ve George gibi hayaller kurarak bir üst sınıfa atlamayı arzulayan bu yüzden de kendi sosyal gerçeğinin farkına varamayan milyonlarca emekçiyi açıktan eleştiren Steinbeck, böylece toplumsal gerçekçi edebiyatın aydınlanmacı sınıf tavrına katkı sunar.

Steinbeck, çiftlik kahyası Curley ve oldukça güvenilmez ve flörtöz bir kadın karakter olarak eşinin üzerinden toprak sahibi egemen sınıfa en yakın karakterleri olumsuz resmetmiştir. Bu tasvir, sosyal gerçekçiliğe de uygundur. Türk yazar Orhan Kemal’in Hanımın Çiftliği ve Bereketli Topraklar Üzerinde romanlarında da benzer karakter tasvirleri söz konusudur. Henüz büyük burjuvazinin arasına dahil olamamış, işçilerle burjuvazi arasında sömürücü sınıfın aparatı olan bu ara tabakanın sınıf tavrını büyük burjuvaziden yana koyduğunu görürüz.

Sosyal dışlanmışlık sonucu yalnızlıktan kaçan insanlar tarafından sürekli dışlanan Lenny, Crooks ve Curley karakterlerinin ortak noktaları ve birbirlerini bulmalarının nedeni; onların içinde yaşadıkları Amerikan toplumunun muhafazakar-ideolojik formasyonu olduğu aşikar. Öyle ki Lennie’nin sürekli George tarafından kontrol edilmesi (tanımadığı insanlarla az konuşması, belli mekanların içinde kalmasının salık verilmesi) benzer bir biçimde Curley’in de eşi tarafından sık sık aranıp kontrol altında tutulmaya çalışılması ona karşı duyduğu güvensizliğin bir yansıması olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Muhafazakar birey ve toplum davranışlarının özünü oluşturan her şeyin kontrol altında tutulması, bireylere hiçbir ifade ya da kendini gerçekleştirme alanı bırakılmaması, romandaki bir başka temayı belirginleştiriyor: Kontrol altında tutulan herşey, her ilişki ve her tabiyet kontrol altında tutanı yani efendiyi ve kontrole maruz kalanı çürütür.

Romanda ayrımcı-ırkçı ve muhafazakar Amerikan kapitalist toplumunun kurbanı siyah işçi Crooks karakterinin sosyal bilincinin Curley’in eşinden farklı olduğunu görüyoruz. Curley ve eşi üzerinden tasvir edilen yükselmekte olan ancak kaderi sömürünün devamına bağlı olması nedeniyle belirsiz olan küçük burjuvazinin çaresizliğinde ifadesini bulur. Güvensizdirler, çünkü yazgıları sömürü sonucu elde edilen artığın transferine bağlıdır. O transferin herhangi bir şekilde kesilmesi güvensiz davranışlarının sebebidir. Sürekli dışarıdan çalışmak zorunda kalan mülksüz, yersiz-yurtsuz göçmen emekçileri kabul eden bir çiftlikte bu ara tabakanın ruh halinin tasvirinin başka türlü olması mümkün değildir.

Siyah bir işçi olarak Crooks’un maruz kaldığı izolasyonun sosyal bilincinin şekillenmesinde etkisi olduğu kesin. Steinbeck’in Crooks karakteri üzerinden serimlediği bu olgu, yani siyah bir işçi olarak sömürüye ve ayrımcılığa maruz kalma olgusu koşulların değişmemesi nedeniyle bugün de varlığını devam ettiriyor.

Steinbeck bu oldukça gerçekçi romanında şu ahlaki sorunla nasıl başa çıkabileceğimizi sorguluyor: Sevdiğimiz insanlar bir suç işlediğinde adalet mekanizmaları muhafazakarlık yüzünden çöktüyse ve sırf bu yüzden linç edilmeleri kaçınılmaz bir gerçek ise ne yapmalıyız ? Bu soruna eşlik eden dramatik çatışmanın zirvesini ise çelişkilerin en sert anında George’un, Lennie’yi yani aslında en yakın dostu ve yol arkadaşını katletmek zorunda kalmasıdır. George’u bu suça iten şey toplumun Lennie’yi dışlayan, deyim yerindeyse adam yerine koymayan hastalıklı yapısıdır.

Steinbeck, Fareler ve İnsanlar yapıtında ahlakçı bir tavır almadan son derece gerçekçi bir yaklaşımla romanı üzerinden edebiyat tarihine ve insanlığa şu soruyu sordu: Sevdiklerinizi korumanın başka bir yolu yoksa onları öldürebilecek kadar ileriye gidebilir misiniz ?

Eserin radyo tiyatrosu formunu dinlemek için:

TEILEN