‘Onlar Konuşur, AKP Yapar’ Sloganı Üzerine…AKP’nin 13 Yıl Boyunca Ülkemize Yaptıkları!

19

Mazhar Denizli’nin bu yazısı Politika gazetesinin web sitesinde yayınlandı.

Seçim dönemi boyunca televizyonlardaki reklamlarda, caddelerdeki dev bilboardlarda AKP bir sloganla çıktı karşımıza; Pahalı reklamlarda ‘Onlar konuşur AKP yapar’ diyordu, toplumun her kesiminden insanlar anlaşılacağı gibi diğer tüm siyasi partilerin yalnızca eleştirdiği veya boş vaatler verdiklerini, AKP’nin ise bu 13 yıllık iktidarı boyunca da gösterdiği gibi, icraatların partisi olduğu iddia edilmekteydi.

Aslında halkın belirli bir kısmınca kabul gördüğüne inanılan bir yargının sloganlaştırılmasıydı bu propaganda reklamları…

Son seçimde bu sloganın halk tarafından eskisi kadar kabul görmediği ortaya çıkmış olmakla beraber son 13 yıla baktığımızda söz konusu iddianın içinin ne denli boş olduğunu görebiliyoruz.

Aslında nedir AKP’nin son 13 yıl boyunca yaptığı ? İddia ettiği gibi güçlü bir büyüme ve her alanda teknolojik atılım mı, yoksa 2008 krizi dışında (ki krizi takip eden yıl olan 2009 da Türkiye %4.5 küçülmüştür) piyasada dolaşan olağanüstü bir para ve bildiğimiz talan ve sayısı hiç de küçümsenmeyecek yandaşlar tarafından paylaşılan ranta dayalı ekonomik politikaların geçici rüzgarıyla kalıcı olması mümkün olamayan bir büyümenin sağlanması ve aşağıda paylaşacağımız ülkenin şimdiye kadar gördüğü en büyük ve uzun yağma, baskı ve ilkelleşme dönemi mi?

2002 yılında dibe vurmuş bir ekonomiyi yeniden başını yukarıya çevirdiği bir dönemde devraldıklarında, yukarıda da belirttiğimiz gibi uluslararası koşulların da etkisiyle bir dönem olumlu gösterebildikleri istatistikler yakalamış olmakla beraber, geldiğimiz noktada emekçi halkı doğrudan etkileyecek değerlerde kötüye gidiş söz konusudur.

– 13 yılın toplamında yakalanan büyüme oranı (%3.5), gelişmekte olan ülkelerin ortalaması olan %4 ün altındadır. Son 5 yıl ortalaması ise çok daha düşük bir seviyeye gerilemiştir.

– İşsizlik yüzde 10,5’in üzerindedir (genç nüfusta bu oran çok daha yüksek seviyelere çıkmaktadır).

– Cari açık %5.5-6 seviyelerinin altına gelememektedir. Geldiğimiz noktada AKP’nin yıllarca seçim propagandası olarak kullandığı 2023 yılının ekonomik hedefleri kendileri açısından bile hayal haline gelmiş ve dillendirilmekten vaz geçilmiştir.

– 13 yıl boyunca ekonomik politikalar ranta dayalı sürdürülmüş, bunun karşılığında yandaş bir grup zenginleşmiş, ancak bu politikaların bedelini ülkemiz ve emekçi halk ödemiştir.

– Başta Istanbul olmak üzere tüm büyük şehirlerimizde yağma politikası halka ait yerlerin altın tepsiyle yandaşlara sunulması ile sonuçlanmış, yeşil alanlar, tarihi eserler Ak-Vandallar tarafından yok edilmiştir.

– Rant politikasının parçası olarak özellikle İstanbul’da gündeme getirdikleri çılgın projeler, yok etme konusunda kendi vizyonlarının da ötesine geçtiği için yarım kalmış veya hız kesmiş durumdalar.

Daha önceki yazılarımızda da üzerinde geniş olarak durduğumuz bu projelerin son durumlarını kısaca hatırlatalım:

1. Kanal İstanbul Projesi;

İstanbul’un ekolojik dengesini alt üst edecek bu projeye başta bilim adamları ve meslek odalarından olmak üzere büyük tepkiler geldi. Bu tepkilere AKP’liler bilindik cevaplarıyla karşı durdular. ’Dış güçler ve onların ülkedeki işbirlikçileri Türkiye’nin güçlenmesini istemiyorlar’ oysa her alanda ülkeyi geriye götüren, ayrıştıran gerici ilkel siyasi politikaları, yağmacı uygulamaları ile kıskanılan bir ülkeden çok alay konusu olan bir ülkeye dönüştürdü AKP Türkiye’yi.

Tüm bu tartışmalara karşı kullanılan saldırgan üsluba rağmen Kanal İstanbul projesinde halkın görebildiği hiç bir adım atılmadı.

2. Üçüncü Köprü ve Çevre

Yolları; Bu proje de en az Kanal İstanbul kadar tartışıldı. Tüm karşı çıkışlara rağmen ihale yapıldı. İlk etapta kuzeydeki orman alanında açılacak yollar için bir milyon ağaç kesildi.

Meslek Odalarının mücadelesi sonucunda Beykoz ve Rumelifeneri’ndeki bağlantı yollarının imar planına yargıdan iptal kararı çıktı. Mahkeme, şehrin kuzeyinde yeni bir “rant merkezi” yaratacak 3. Köprü Projesinin hukuksuz olduğuna hükmetti. Sonuç olarak müteahhit işleri yavaşlayarak durma noktasına getirdi.

3. İstanbul Finans Merkezi;

Halka satılan hayal paketinin önemli unsurlarından biri olan İstanbul Finans Merkezi de geleceği belirsiz projeler arasında. ’Türkiyenin önlemez büyümesinin ve 2023 hedeflerine ulaşmasının’ yapı taşlarından biri de İstanbul’un finans merkezi olma özelliğini güçlendirecek bir proje olarak tüm devlet bankalarının merkezlerini Ataşehir’de öngörülen yere taşınmasıydı. Bu konuda projeler hazırlanmış ve inşaatın yapılacağı arsa CHP’nin yönetiminde olan Ataşehir belediyesinden AKP’nin yönetimindeki Ümraniye belediyesine aktarılmış olmakla beraber yıllardır gözle görünür bir adım atılmamıştır.

4. Marmaray; 2004 yılında büyük bir coşkuyla başlatılan Marmaray projesinde Boğaz altından geçen raylı tüp sistemle iki yakanın banliyö hatları birleştirilerek Halkalı’dan Gebze’ye kadar kesintisiz bir ulaşım hedeflenmişti. İstanbul için olumlu olabilecek bu proje bir rant hedefine dayanmadığı için son derece yavaş ilerlemektedir. Toplam 76 kilometre olarak planlanan projede 10 yıllık aradan sonra geçtiğimiz yıl 5 istasyonlu 13 kilometrelik bölüm açılmıştır.Sadece bu kadarlık kısmın bile İstanbul ulaşımına yaptığı katkının görülmesine karşın 2012 yılında kapatılan ve Marmaray’a bağlanması hedeflenen banliyö hatları bitirilemediği ve inşaat çalışmaları bir yılı bir aşkın süredir durdurulduğu gibi akıbeti ile ilgili sağlıklı bir bilgiye de ulaşmak mümkün olamamaktadır.

5. Üçüncü Havaalanı; İstanbul’un dengelerini bozan bir başka proje olan 3. Havaalanı, gerekli hazırlıklar ve proje hazırlanmadan Cengiz-Kolin-Limak gibi yandaş firmalara ihale ediliverdi.

bölgesinde yapımına başlanan Havalanı inşaatı için çevre hızla ağaçsızlaştırıldı.

Hemen yanıbaşındaki su havzalarında su seviyelerinde ciddi düşüşler başladı. Hepsinden öte kuş göç yolu üzerinde olan bölge, havaalanı tamamlandığında kuş sürülerinin tehditi altında kalacak ya da kuş sürülerinin göçlerini tehdit eder hale gelecektir. Bu konuda CHP tarafından meclise soru önergeleri verilmesine karşın bir sonuç alınamamıştır.

2013 yılında ihale edilen projede dolgu çalışmaları sürmekle beraber, ihaleye katılan firmalar kredi bulmakta zorlanınca verilen devlet garantisiyle işleri kolaylaştırılmış oldu.

Sıraladığımız bu projelerin yanı sıra AKP’nin seçim propagandası olarak kullandığı hatta geçen sayımızda da ele aldığımız ve alay konusu haline gelen %100 yerli uçak gibi projesi ile birlikte sıralanan çok sayıda proje de belirsizlikler içermektedir.

Burhan Kuzu gibi AKP ideologları seçim sonrası vaat edilen bu projelerin AKP’nin yeralmadığı bir hükümet eliyle gerçekleşemeyeceğini iddia etmekte, ülkenin 13 yıl geriye gittiğini söylemektedir.

Sonuç Olarak;

AKP’nin 13 yıllık iktidarı kendi iddia ettiklerinin aksine ülkenin tüm değerlerini yağmalama, gelecek kuşaklara yaşanılamaz bir ülke bırakmaya yöneliktir. Bunun yanı sıra demokrasi konusunda da son derece kötü bir sicile sahiptir. Tıpkı yağmaya, kalkınma olarak sunduğu gibi ileri demokrasi olarak pazarlamada çalıştığı sistem ise dindarlık ile soslanmış faşizmdir. Roboski Katliamı, Gezi Direnişinde öldürülen gençler, ülke tarihinin en yüksek miktardaki kadın cinayetleri, hep AKP iktidarının icraatlarıdır.

Ancak oyun bozulmuştur. Artık kartları AKP dağıtamamaktadır, dağıtamayacaktır. Gezi Direnişi sonrası Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiyeli sosyalist güçler bir araya gelmeyi başarabilmiş ve AKP iktidarının karşısına şimdiye kadar hiç tanışmadıkları bir güç olarak çıkmışlardır.

Elbetteki AKP ve onun liderleri siyaset sahnesinden kolayca çekilmeyeceklerdir. Ülkeyi savaş da dahil büyük maceraların içerisine sürüklemeye çalışabilirler. Ancak demokrasi güçleri hiç olmadığı kadar deneyimli ve güçlü bir durumdalar. Üstelik iktidarın en büyük kabusunun sinyalleri de öncelikle Metal iş kolundaki işçilerden gelmekte…

Bir başka deyişle İşçi Sınıfı sahnedeki yerini almaya hazırlanmaktadır.

Önümüzdeki dönemde tüm demokrasi güçlerini, özellikle de biz Komünistleri çok önemli görevler beklemektedir.

TEILEN