GAP Projesi AKP’nin Rant Politikasına Yenildi

35

Mazhar Denizli’nin bu yazısı Politika gazetesinin web sitesinde yayınlandı.

Bu yazının bitiminden ve başlığının atılmasından hemen sonra AKP hükümeti Başbakan Davutoğlu’nun ağzından 5 maddelik yeni GAP planını açıkladı. Açıklamanın tamamen seçime yönelik bir propaganda oluşunun yanı sıra yazımızdaki tespitleri değiştirecek bir içerik taşımadığını, aksine suçlarının bir itirafı olduğunu söyleyebiliriz. Bugüne kadar sürdürülen yatırımların HES (Enerji) Otoyol (Ulaşım) ağırlıklı olduğu itirafına dayanan açıklama yeni

yatırımlarda eksik bırakılan sulama, hayvancılık ve istihdam konularına da ağırlık verileceği iddiasındadır.

Öncelikle ‘GAP Projesi’ ile ilgili bilinenleri bir hatırlatmayla başlayalım.

GAP Projesi Nedir?

Bugün Güneydoğu Anadolu Projesi adıyla anılan projenin başlangıcı 1960’ların başına kadar uzanır.

Başlangıçta hazırlanan Fırat Havzası projesine Dicle Havzası projelerinin de eklenmesiyle proje bölgesel bir nitelik kazanmıştır.

Bugün Proje, Dicle ve Fırat Havzalarının yanısıra yukarı Mezopotamya ovalarını ve dolayısıyla 9 ili kapsar haldedir (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa)

Başlangıçta sulama ve HES amaçlı projeler olarak planlanan GAP, 1980’lerin sonunda ‘Bölgesel Kalkınma Planına’ dönüşmüştür. Projenin büyüklüğü nedeniyle detayları çok yer kaplayacaktır. Ancak kısa başlıklar atarak özetleyecek olursak;

Projenin bitiminde;

22 baraj 19 HES yapımı,
1.800 000 hektar alanın
sulanması,
27 Milyar kilowat saat
elektrik üretilmesi
hedeflenmiştir.

Bu proje boyunca kurulmuş 27 hükümetin tamamı projeyi sahiplenmekle beraber önceliklerini farklı alanlara kaydırmıştır.

AKP hükümetinin de öncelikleri projenin gelişimine damgasını vurmuştur. Bölgesel Kalkınma Planı içerisinde birbirinde ayrılmaz görülen öğeleri kopararak ülke çapında yürüttüğü rant politikasına bağlı kalkınma ve ekolojik dengeyi yok sayan politikalarından GAP projesi de nasibini almış durumda.

Bölgede HES’ler öncelik sağlarken ve planlanan baraj ve HES’lerin tamamı inşa halinde ve tamamlanmış iken bölgedeki tarımın can damarı olacak sulama projeleri üvey evlat muamelesi görmüş ve ancak %17.3’ü tamamlanmıştır. Yukarıda da belirttiğimiz hedef olarak konulan 1.800.000 hektar alanın yalnızca %20’si sulanabilir hale gelmiştir.

Tüm bölgeyi HES’lerin yanı sıra duble yollarla donatmasıyla övünen AKP iktidarı aslında rant politikası ve onun altyapısı konusunda batıdaki uygulamalarını bölgede de devam ettirmiştir.

Dolayısıyla bölgedeki işgücü istihdamı ve ekonomik kalkınma için son derece önemli büyük ölçekli sulu tarım bir başka döneme ertelenerek, son dönemde ülkenin tüm bölgelerinde eylemlere yol açan ve direnişle karşılaşan HES projeleri alelacele bitirilmiştir.

EPDK (Enerji Piyasasını Denetleme Kurulu) eliyle özel sektöre verilen enerji üretme lisansları sonucu bu firmalar, yeterli araştırma yapılmaksızın, gerekli önlemler alınmaksızın yatırımlarını biran önce paraya dönüştürmek için doğaya azgınca saldırmaktadır. Önceliğin ‘Kâr ve sermaye birikimi’ olmaması gereken ve ‘Kamusal Ürün’ olan enerji, özelleştirme yoluyla kârdan başka bir şey  düşünmeyen ‘Sermaye’nin eline terk edilmiş durumdadır.

Soma’daki madende, para kazanma adına sermayenin izlediği yol ne ise, bölgede inşa edilen HES’lerde de aynı yol ve tutum izlenmektedir. Bölgede bugün için kurulu HES gücü ülkenin tümünün yüzde 45’ini oluşturmakta. Üretilen enerjinin büyük bir kısmı ülkenin batısına aktarılmaktadır.

Üstelik bunu yaparken Ilısu Barajı’nın yapımında olduğu gibi 10.000 yılı aşkın tarihi barındıran Hasankeyf gibi kültür hazinesi yerleşimlerini tehlike altına sokmaktadırlar. Hem tarihin hem de ekolojik dengenin yok olması tüm itirazlara ve yürütülen mücadeleye karşın umurlarında değildir.

Hasankeyf Ne Yapmalı?

GAP projesi bölgesel kalkınma projesi olarak başlamıştır ve yeniden bu eksene oturtulmalıdır.

Emekçi halkın ön planda tutulduğu böyle bir kalkınma modelinin kapitalist sistemde imkansızlığını görmekle beraber bu konunun takipçisi olunarak mücadele bugünkü koşullarda da ertelenmeksizin sürdürülmelidir.

AKP iktidarının doğayı ve dolayısıyla geleceği yok eden rant odaklı projelerinin karşısına dikilmek gerekmektedir.

Ülke ekonomisinin büyümesi için enerjinin önemli bir kısmı HES’lerden  sağlanmaya çalışılmaktadır. Yerel yönetimlerin görüşü, halkın onayı olmayan ve tüm havzayı düşünerek merkezi planlamaya ve bilimsel çalışmalara dayanmayan küçük ölçekli ve sermayenin kâr amaçlı kurmaya çalıştığı HES’lerin karşısında durulmalıdır.

TEILEN