AKP’nin “Çıldırtan Projeleri”; Kanal İstanbul – 3. Köprü – 3. Havaalanı

22

Mazhar Denizli’nin bu yazısı Politika gazetesinin web sitesinde yayınlandı.

AKP hükümetince İstanbul için öngörülen 3 büyük proje, gündemi uzun bir süredir meşgul etmekte. Söz konusu projelerin ikisinin ihaleleri tamamlanarak yapım sürecine geçmiş durumda. Bilindiği gibi yapımı süren bu projeler 3. Köprü ve 3. Havaalanı.

Bir de henüz ön proje çalışmalarının yürütüldüğü söylenen ve kamuoyunun gündemine magazinsel ve gizemlerle dolu bir biçimde getirilen ‘Çılgın Proje’ yani Kanal İstanbul.

Kanal İstanbul projesi açıklandığı günden buyana tartışılan bir proje. Yandaşlar ve yağmanın ortağı olanlar bu projeyi heyecanla karşılamış durumdalar. Tüm kaynaklarını, can damarlarını yok etmek için bütün güçleriyle çalıştıkları ve karşılığını rant olarak geri aldıkları ‘İstanbul Kazanı’nın doğurarak yeni bir kaynak yaratacağını beklemekte, bu asalaklar. Bu projeye tüm yurtseverlerin ve bilim adamlarının tepkisi olumsuz oldu elbette. Yapılan onlarca araştırma sonucunda geri dönülmez yıkımlar olabileceği bilim adamlarınca tekrarlanıp durmakta.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam özetle şunları söylüyor; “Kendi içinde bir denge ile tek bir musluk ile birbirini doldurup boşaltan bu denizlere ikinci musluğu takmak, hepimiz için geri dönülemez felaketin başı olur. Çünkü, Karadeniz iki musluktan iki kat hızla boşalacak fakat Karadeniz’i dolduran ve besleyen nehirlerin, Tuna’nın, Dinyeper’in debisi ve kapasitesi artmayacak! Durduk yerde Karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini arttırmadan havuzu tek muslukla boşaltmak yerine bir musluk daha takılırsa sistem alt üst olur. Karadeniz git gide kuruyup yok olurken, diğer tarafta Marmara ve Akdeniz’in sıcaklık, tuz oranı bozulacak ‘Çılgın Proje’nin sonu Çılgın Felaket olacak!”

Bilim adamlarının itirazları yalnızca ekolojik dengenin bozulmasıyla sınırlı değil.

Deprem araştırmalarıyla yakınen tanıdığımız İ.T.Ü Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür’ün bu konudaki görüşlerine bakalım.

İnanılmayacak boyutta kazı, dolgu, dinamit ve iş makinesi kullanımı, gürültü, egzoz, yapacağınız güzergah boyunca oluşabilecek kayma, göçük oluşacak. Doğu Trakya’nın drenaj sistemini tümüyle etkileyecek, sadece yer altı suyu kaybı bile İstanbul’u  yaşanmaz hale getirebilir” dedi.

Görür, olası İstanbul depreminde Kanal İstanbul’da yaşanacak yıkıma karşı da şu uyarıyı yaptı:

Kanal nerede yapılırsa yapılsın Marmara’ya girdiği yerde en az 10 şiddetinde etkilenecek. Daha fazla olabilir.”

İstanbul’un Akciğeri durumundaki Kuzey Ormanları uzunca bir süredir yapılaşmayla kanserli hale gelmiş ve işlevini eskisi gibi yürütemez iken Kanal İstanbul’un yanı sıra 3. Köprü ve çevre yolu ile 3. Havaalanının bu bölgede yapmakta olduğu yıkımın geri dönüşü olmayacaktır. Bu projelerin ardından büyük bir yapılaşma bu bölge için kaçınılmazdır. Bölgedeki rantın üzerine oturacak yandaşlar ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanının dışında projeleri savunan kimse yoktur.

Sonuç Olarak

1. Her üç projenin ortak olarak İstanbul’un ekolojik dengesini geri dönülmez bir biçimde bozması söz konusudur.

2. Kentin Anayasası niteliğinde olan ve 450 uzmanın yıllarca çalışarak oluşturduğu Metropolitan Planlarına tamamen aykırıdır ve şehir bir kez daha plansız büyümeye mahkum edilmektedir.

3. Yeni Köprü ve Çevre yolları sadece çevre düşmanı bir proje olmanın yanı sıra çarpık kentleşmenin yeni habercisidir. Tüm itirazlara rağmen yapımı tamamlanan 1 ve 2. köprüler trafik problemini çözmek yerine kentin oransız büyümesine katkı sağlamış ve sorun bugün daha da içinden çıkılmaz hale gelmiştir.

Bu süreç AKP’nin ülkedeki tüm değerleri yok etme politikalarının bir parçasıdır. Ülke insanının değerleri onarılmaz bir biçimde deforme edilmekte, ‘Hırsızlık’ hiç görülmemiş ölçüde kabul edilir. 

hale gelmiştir. Aynı şekilde tüm dünyanın değeri olan İstanbul’umuz da geri dönüşü olmayan bir hoyratlıkla yağmalanmakta, ekolojik dengesi düzeltilemeyecek şekilde bozulmaktadır. AKP iktidarı rantın en büyüğünü İstanbul’u korumacı politikaya karşı durarak ve yağmacı projeleriyle yaygın deyimle ‘Haramilerin İktidarı’ olmayı tercih etmekte ve bu sistemi yarattıkları ganimetleri oluşturulan yandaşlarla bölüşerek kalıcı hale getirmeye çalışmaktadırlar. Ama onlar da biliyorlar ki bu ülkenin sahipleri meydanı boş bırakmayacaklar. Bunun için de son dönemde artan bir biçimde faşizan yasaları ve uygulamaları ardı ardına getirmekteler. Ancak tarih tekrar ediyor, karanlığın en yoğun olduğu noktada mücadele yeni boyutlar kazanabiliyor. Haklılığımıza inanıyoruz ve tüm gücümüzle haykırıyoruz. İnanıyoruz…Kazanacağız…

TEILEN