Bir Avuç Cennet: Neoliberal çağda konut sorununa bir bakış.

25

Sinema oyuncusu Tarık Akan’ın saygın anısına…

Yönetmen: Muammer Özer

Oyuncular: Tarık Akan, Hale Soygazi, Yavuzer Çetinkaya, Savaş Yurttaş, Selçuk  Uluergüven.

Yapım Yılı: 1985

           @masumlevrek

Göç yolları… Kamil (Tarık Akan) ve ailesi traktörle İstanbul’a gelir. Köylüsü tornacı Selim’in yanına yerleşmeyi düşünen Kamil, evde yaşayan kadından Selim’in bir iş kazasında hayatını kaybettiğini; dul eşinin de çocuklarla birlikte taşındığını öğrenir. Yönetmen Muammer Özer, bu beklenmedik durumla filmin dramatik akışının yönünü gösterir.

Kamil ile Emine (Hale Soygazi) diyaloğundan başta barınma sorunu olmak üzere, göç etmenin yarattığı yeni sorunlarla başa çıkmanın; yeni hayata adapte olmanın ve tanımadıkları bilmedikleri bir kentte hayata tutunmanın derdindeki insanların düşünce dünyasını izleriz. Filmin dramatik çizgisini oluşturan bu olguyla yönetmen Muammer Özer, köyden kente göç halindeki emeğin ve göçmenlerin gerçek hayatlarına bir bakış sunar. Göçün kaçınılmaz ihtiyacı olan barınma sorunu ve bu ihtiyacın tartışıldığı Bir Avuç Cennet, neoliberal dönüşümün kırlardan kopardığı ancak kentlerde bir güvence sunamadığı insanların karşı karşıya kaldıkları sorunların anlatılması bakımından önemli bir film.

Kamil ile Emine’nin tartışmasından kente göç etme fikrinin Emine’ye ait olduğunu öğreniriz. Kamil ortada kalmalarının sorumluluğunu eşine yükler ve onu suçlar. Kavga ederler. Aile köye geri dönmekle kentte kalmak arasında ikilem yaşar. Geceyi sokakta geçiren aile, sabah polis tarafından gitmeleri konusunda uyarılır. Bu sahnede geniş bir açıdan pazar yerini izleten yönetmen Muammer Özer, Kamil ve ailesi gibi kente yeni göç etmişlerin günün ilk ışıkları ile birlikte çıktıkları yeni yolculuğu gösterir. Kamil ve oğlu Cevat (Barış Adalı) kiralık ev aramaya çıkarlar. Kiralık evin fiyatının yüksek olması nedeniyle eli boş dönen baba-oğul Emine ve kızının (Revnak Güzel) pazar yerinden gittiğini görürler. Emine ve kızını boş bir arazide terk edilmiş bir hurda otobüsün yakınında bulan Kamil, ev fiyatlarının yüksekliğinden yakınır. Emine, buldukları hurda otobüsü ev haline çevirebileceklerini söyler. Kamil başta itiraz etse de başka çareleri yoktur. Otobüsün içine yerleşirler.

Ailenin içine sığındığı otobüs aslında evsizlerin geceledikleri yerdir. Yönetmen Muammer Özer, neoliberal dönüşümle birlikte giderek yoksullaşan yığınların en altta kalan evsizlerinin durumunu bu sahneyle izletir. İş bulamayan, başlarını sokacak bir evi de olmayanlar teselli olarak alkole sığınmaktadırlar. Neoliberalizmin büyük tahribat ve yıkımının yarattığı yoksulluk, bu durumdaki  insanları bütünüyle güvencesiz bırakmıştır. Evsizlerin tacizinden çekinen Kamil onlara para vererek uzaklaşmalarını ister. Kamil ve Emine böylece hiç tanımadıkları kentin yeni bir yüzünü daha öğrenirler.

(Filmin afişi)

Kamil ve Emine enikonu bir yuva haline getirdikleri otobüste kente tutunmayı başarırlar. İş arayan Kamil, köylüsü demiryolu işçisi Bekir çavuşu bulur ve durumunu anlatır. Henüz bir işi olmadığını söyleyen Kamil’e Bekir Çavuş, ona iş bulacağını fakat ailesini bir hurda otobüste yaşatmaması gerektiğini söyler. Kamil konuyu Emine ile tartışır. Ancak Kamil’in geliri yeni bir ev tutmaya yetmediğinden ve maaşı sadece gıda masraflarını karşıladığından; otobüste yaşamaya devam ederler. Yaşadıkları mekanı benimseyen aile, kentte kalmaya kararlıdır. Yeni bir ev tutmanın imkansızlığının sebebi neoliberal sömürünün derinlik kazanmasıdır. 1980’li yılların ortasında ücretler genel seviyesinin baskılanması kötü yaşam koşullarını beraberinde getirir. Kamil ve ailesinin yaşadığı bir tercihten çok koşulların dayatmasıdır. Bu durumun farkında olan Emine çalışmak istese de feodal değerleri benimsemiş Kamil buna izin vermez. Filmin dramatik çatışması kente uyum sorunu yaşayan ailenin güvencesizliğiyle yeni bir boyut kazanır. Mevcut koşulların olumsuz yükünü tek başına sırtlamak zorunda kalan Kamil, kapitalist üretim ilişkilerinin hakim olduğu kentle köyün feodal değerler dünyası arasında kalır.

Kente uyum sorunu yaşayan sadece Kamil değildir. Otobüsün çatısından çevredeki orta sınıf ailelerin balkonlarına ayna ile güneş ışığı yansıtan Cevat ile orta sınıfların gündelik hallerini izleriz. Cevat’ın aynasından balkonuna yansıttığı ışıktan huzursuz olan bir kadın “çingene” olarak nitelediği kentin yeni misafirlerine karşı tedirginliğini polisi arayarak dile getirir. Yönetmen Muammer Özer, filmin dramatik çatışmasına yeni bir halka ekleyen bu tedirginlik ve telefon konuşması ile yakında olacakların haberini verir. Zenginleşen orta sınıf kente tutunmaya çalışan yoksulların varlığından rahatsızdır. Kamil gece yarısı otobüse girerek onu soymaya çalışan hırsızı (Savaş Yurttaş) alt eder. Hırsızın cebinden kendisinden çaldığı parayı geri alan Kamil, hırsızın üzerini ararken göğsünden çıkan aile fotoğrafını görür. Fotoğrafta hırsızın kendisi gibi bir ailesi ve çocukları olduğunu gören Kamil, onun bu durumunu anlayışla karşılar. Aç olduğunu öğrendiği hırsızın karnını doyurması için eşinden çorba yapmasını ister. Kamil hırsızı polise şikayet etmez. Yönetmen Muammer Özer, güvencesizliğin ve yoksulluğun suça sürüklediği bireyin durumunu bu sahneyle gözler önüne serer.

Yaşadıkları mekanı giderek sahiplenen Kamil, bir su pompası ile barınmanın ikincil koşulu olan su ihtiyacını giderir. Kente yavaşça uyum gösteren bu tutumuyla Kamil, emekçi sınıfların pratik çözümcü tavrını sergiler. Akşam yemeğine oturan aile bekçinin (Orhan Çağman) haklarındaki şikayeti dile getirmesiyle gerilir. Bekçi araziyi terk etmelerini ister. Belediye arazisindeki hurda bir otobüsü yuvaya çevirmeleri ve kente tutunmaları çevredeki orta sınıf mülk sahiplerini tedirgin etmiştir. Mülksüzleştirenlerin, mülksüzleşenlere yönelik bu dışlayıcı tutumuna karşı Emine’nin haklı isyanını onun şu repliğinden dinleriz: “Sahipsiz bir avuç toprak kalmamış, her yer işgal edilmiş. Biz ne yapalım ? Biz de bu memleketin evladı değil miyiz ? Bizim de hakkımız.

Emine seviştiği eşine gebe olduğunu söyler. Kamil eşinden çocuğu düşürmeyi istese de olumsuz cevap alır. Kente tutunmaya çalışan ailenin böylece yeni bir sorunu daha olmuştur. Yeni doğacak çocuğun bakım masrafı. Kentin yeni yoksulları çöp kamyonlarının getirdiği çöplerin içinden atıkları ayrıştırarak yaşam mücadelesi vermektedir. Çoğunluğunu çocukların, gençlerin ve kimsesiz yaşlı bir kadının oluşturduğu bu grupla yönetmen Muammer Özer, nöbetleşe devam eden ve büyümesi muhtemel kent yoksulluğunun bu boyutunu da yansıtır. Otobüsü yerinden sökmeye gelen dozer şoförü (Selçuk Uluergüven) ve diğer işçilere karpuz ikram eden Emine, böylece zaman kazanır. Gerçekte ise zaman ailenin aleyhine işlemektedir. Başlarını sokacakları bir ev bulma zorunluluğu ile yoksullukları arasında süre giden çatışma filmin dramatik düğümüne işaret eder.

Yaptıkları uçurtmanın ipinin kopmasıyla uçurtmalarını arayan yoksul çocuklar kendilerini zengin çocukların yaşadığı sitede bulurlar. Çocuklar uçurtmalarını geri ister, aldıkları cevap olumsuzdur. Kavga çıkar, bu kavga aynı zamanda süratle kutuplaşan zengin ve yoksul olarak ayrışan iki mahallenin çatışmasıdır. Cevat’ın arkadaşı Hamdi’nin (Ömer Yalnızcık) zengin semtinden çaldığı bisiklet ile turlamaları da bu yoksulluğun bir başka tezahürüdür. Çocuk düşlerini süsleyen bir bisikletle tur atma arzusu, dramatik çatışmaya yeni bir halka eklenmesine neden olur. Hırsızlık eninde sonunda bu yokluğun bir sonucudur. Cevat’ın hırsızlık yaptığı suçlamasıyla polis tarafından göz altına alınması, arkadaşı Hamdi’yi öfkelendirir. Bisikletin lastiklerini kesen Hamdi, bisikleti iade ederken yeni bir kavgaya tutuşur. Yönetmen Muammer Özer, yoksulluğun çocuklar üzerinde yarattığı olası etkileri bu sahnelerle tartışmaya açar.

Beklenen gün gelir. Mülk sahibi egemen sınıf, hurda bir cezaevi otobüsünü ve çevresini bir avuç cennete çeviren yoksulları cezalandırırcasına otobüsü yerinden söker. Direnmeye çalışan Kamil gözaltına alınır. Bir Avuç Cennet ile yönetmen Muammer Özer, Gurbet Kuşları [1](1964) ve Acı Hayat [2] (1962) konut sorunu ve göç meselelerine odaklanan toplumsal gerçekçi Türk sinemasında yeni bir tartışma açar. Bir Avuç Cennet‘i önceki filmlerden farklı kılan olgu, filmin neoliberal çağın bütün güvencelerin yok edildiği bir dönemin ürünü olmasıdır. Hurda cezaevi otobüsü ile aynı dönemde Türkiye’nin bir açık cezaevi olması arasında kurulan metafor (benzeşim) filmin dramatik yapısına derinlik katıyor. Emekçilerin sorunlarına odaklanan ve bu yüzden sinemamızda saygın bir yeri olan yönetmen Muammer Özer, daha önce çektiği Çıraklar (1979)[3] ve Türkiye sinemasında işkence konulu ilk film Kara Sevdalı Bulut (1981) [4] sansürle boğuşmuştu.Bir Avuç Cennet, sinemaya emekçilerin penceresinden bakan yönetmenin filmografisini bütünleyen bir yapıt. Meraklı okuyucular için Muammer Özer’in kendisiyle yapılan bir röportajla [5] yazımızı tamamlamış olalım.

[1]    https://tr.wikipedia.org/wiki/Gurbet_Ku%C5%9Flar%C4%B1_(film,_1964)

[2]    https://tr.wikipedia.org/wiki/Ac%C4%B1_Hayat_(film,_1962)

[3]    http://sinematek.tv/ciraklar-1980-2/

[4]    http://sinematek.tv/12437/

[5]    http://sinematek.tv/kara-sevdali-ve-yasakli/

TEILEN