Hypatia: Bilimin çağlar ötesinden parıldayan çılgın elması.

37

İlahiyat zamanla ya özgür bir felsefeye dönüşür ya da kör bir inanç haline gelir.”       Friedrich Engels.

             Yönetmen: Alejandro Amenábar

            Yapım Yılı: 2009

            Oyuncular: Rachel Weisz, Max Minghella, Oscar Isaac, Ashraf Barhom, Michael        Lonsdale, Rupert Evans, Homayoun Eshradi, Sami Samir, Richard Durden.

                @masumlevrek

Pax Romana’nın (Roma Barışı) [1] bittiği, Roma İmparatorluğu’nun yavaş yavaş, çöküşe sürüklendiği MS 4. yüzyılda İskenderiye.. Kütüphanesi ve dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen İskenderiye Feneri  ile ünlü bu kent, bir bilim ve paganist (çok tanrılı dine inananlar) ile Yahudi nüfusu barındırır. Yasak olmasına rağmen Hristiyan ayinlerinin giderek yayılmasıyla kent, çok kültürlü ve çok dinli bir yapı arz eder. Bu kültürel iç içelik, felsefenin henüz ilahiyattan ayrılmadığı ilk çağlara özgü bir durumdur.

Hypatia (Rachel Weisz) İskenderiye Kütüphanesi içinde yer alan Platon Okulu’nda dersler vermektedir. Hypatia gök cisimlerinin hareketleri, kütle çekimi gibi konulara yoğunlaşmıştır. Hypatia’nın bilime olan ilgisi ve sevgisi felsefeyle de beslenir. Hypatia’nın çalıştığı İskenderiye Kütüphanesi, kitabın ilk çağlardaki biçimi olan Papirüslerle doludur. Filmde araştırmacılar ve meraklılar, papirüsler üzerine yazılı metinleri okuyarak bilgilenirler. Agora’da kültür tarihimizin bu ilk evresi, kitap formunun henüz ortada olmadığı; buna karşın insanın bilgilenme ve merak duygusunun ne kadar köklü olduğunu gösteren sahnelerle anlatılır.

İskenderiye’de Paganlar ve Hristiyanlar arasındaki gerilim Hristiyanların öncüsü Ammonius (Ashraf Barhom) ile Paganlar arasında yaşanan ateşte yürüme tartışmasıyla yükselir. Baskı altına alınan ve dışlanan Hıristiyanlık inancına sahip kişiler, baskının ve çökmekte olan imparatorluğun yoksullaştırıcı etkisiyle fundementalist (köktenci) ruh haliyle davranırlar.

Hypatia’nın kölesi Davus (Max Minghella) da Hristiyanlığı benimsemiş, ancak yaygın din olan Paganizmin baskısıyla bunu gizlemek zorunda kalmıştır. Davus’un çalıştığı evde bulunan haç kolyesinin kime ait olduğu soruşturması sırasında ortaya çıkan gerçek, kölelerin yeni bir kurtuluş müjdeleyen Hristiyanlık öğretisini süratle benisemeleriydi. Davus’un bu tercihi, efendisi Theon (Michael Lonsdale) tarafından kırbaçlanmasına neden olur. Hypatia babasına engel olmaya çalışsa da bunda başarılı olamaz. Şefkatli ve nazik biri olarak canlandırılan Hypatia, Davus’un sırtındaki yaralara merhem sürer.

Davus’un geliştirdiği Ptolematic Sistem, dünyanın evrenin merkezinde yer aldığı ve geri kalan 5 gezegenin, dünyanın çevresinde ve kendi çevrelerinde döndüğü teorisine dayanır.

Davus’un ortaya koyduğu bu teori tartışılırken, Orestes ve Hristiyan öğrenci Synesius arasında yaşanan tartışma, sokaktaki Hristiyan-Pagan geriliminin aslında akademiye de yansıdığının delilidir. Eleştirel düşünce ile dinsel dogma karşı karşıyadır.

Hypatia sınıfının içine kadar yansıyan bu gerilimi görerek yatıştırmaya çalışır. Gerçek bir bilim insanı gibi davranan Hypatia’nın sözlerinden yansıyan “kardeşlik” vurgusu, filmin dramatik çatışmasının merkezine oturur: Baskılanan dinsel düşünce olarak Hristiyanlık önce dogmaya sonra fanatizme dönerken, merkezi tutan Paganizmle olan çatışması sınıfsal kökenlidir. Dinsel dogma kölelerin kontrolü için işlevli bir mekanizmadır. Yoksulluğun ve sefaletin giderek arttığı İskenderiye’de, sığınılacak tek şey yoksulluğun yanlış protestosu olan dinselleşmedir. Zulüm gören ve dışlanan Davus, Aenius ile tanışır ve Hristiyan kilisesine girerek, yoksullara ekmek dağıtır. Yönetmen Alejandro Amenábar’ın pek güzel yansıtmasıyla Hristiyanlık aslında bu protestonun biçimlerinden biridir.

Filmin ikinci dramatik çatışması Orestes’in Hypatia’ya ilan-ı aşkıyla ortaya çıkar. Amenábar tarafından daha önce kütüphane sahnesinde sezdirilen bu durum, artık alenidir. Hypatia’nın babası Theon tarafından dile getirilen, Hypatia’nın feylesof olarak hayatını sürdürme isteği ile o’na aşık olan Davus ve Orestes’in varlığı çatışma halindedir.

Paganların lideri Olympius  (Richard Durden) Hristiyanların tanrılarına hakaret ettiğini söyleyerek topladığı Pagan kitleye, onların katledilmesi gerektiğini söyler. Hypatia yine ortamı yatıştırmaya çalışır. Bir bilim insanı olarak öğrencilerinin katil olamayacağını söyler. Gerilim ve temponun yükselmesine, İskenderiye’yi saran dinsel-sınıfsal çatışma eşlik eder. Paganlar, Agora’da toplanan Hristiyanlara saldırarak iç savaşı başlatır.

Çelişkilerin keskinleşmesi ve özellikle köleler arasında taraftar bulan Hristiyanlığın kitleselleşmesiyle yeni bir boyut kazanır. İskenderiye’nin yönetici sınıfı bir bakıma aristokratları olan Paganlar, kölelik düzeninin devamı için kendi dinsel inanışlarının hâkim inanış olması için mücadele etseler de, sayısal üstünlüğü Hristiyanlar ele geçirmiştir. Bu çelişkili durum İskenderiye Kütüphanesinin içine de yansır. İskenderiye Kütüphanesine mevzilenen Paganlar içinde Hristiyanlık inancını benimseyenler de mevcuttur. Bu durum Paganlar arasında tartışmaya ve gerilime neden olur. Sonunda tartışma Orestes ve Hypatia’nın öğrencilerinden yana tavır koymasıyla sonlandırılır.

Hıristiyan kuşatması altındaki İskenderiye Kütüphanesi’nde Hypatia ve babası Theon diyaloğunda, durumun giderek kötüye gittiğini izleriz. Dinler arasında çatışma isteyen Theon savaştan yaralı kurtulmuş ve bu isteğinden pişman olmuş biridir.

Hypatia’nın Orestes tarafından, Davus’un Ptolematik Sistem’ine sunduğu eleştiriden yola çıkarak yeni bir senteze ulaşma çabası, yaşlı bir bilgenin çok eski ve saçma olduğu iddia edilen Aristarkus [2] teorisini (dünya ve diğer gezegenler güneşin etrafında dönerler) hatırlatmasıyla düşünsel bir zenginlik kazanır. Hypatia’nın Galile’den çok önce üzerine yoğunlaşacağı bu bilimsel teori, yavaş yavaş yerli yerine oturur. Bu durum yepyeni bir çatışmanın fitilini ateşleyecektir. İskenderiye Kütüphanesi’nin korunması ve Hristiyan fanatikler tarafından yağmalanmasının önüne geçilmesi artık en önemli görevdir.

Roma İmparatoru’nun valisi aracılığıyla ilettiği, Paganların affedilmesi buna karşın İskenderiye Kütüphanesi’nin Hristiyanlarca yok edilmesi mesajıyla gerilim zirveye ulaşır. Telaşlanan Hypatia ve öğrencileri, olanca hızlarıyla kütüphaneden yazılı eserleri kurtarmak için çabalarlar. Agora’nın üçüncü dramatik çatışması böylece şekillenir: Bilimsel eserlerin korunması ve Hristiyan fanatikler tarafından yağmalanmasının önüne geçilmesi.

Hypatia ve öğrencileri kurtarabildikleri el yazmaları ile İskenderiye Kütüphanesi’nden ayrılırken, Davus geride kalır. Davus’un şahitliğinde kütüphanenin yağmalanması, heykellerin yerle yeksan edilmesini izleten yönetmen Alejandro Amenábar filmin belki de en trajik sahnelerini kurgular. Davus, toplu bir histeriye dönüşen İskenderiye Kütüphanesi yağmasına katılır. Bilimden, sanattan nefret eden ve alçaklıktan haz alan bu güruhun, yağması zaman zaman slow motion (ağır çekim) tekniğiyle daha da dramatize edilerek yansıtılır. Davus’un kendi emeğine yabancılaşan benliği, kendi eseri olan Ptolematik Sistem maketini yok etmesine kadar varır.

(İskenderiye Kütüphanesi-Canlandırma)

Dinsel bir tartışmada taraf olmamaya çabalayan, felsefe ve bilimden başka bir derdi olmayan Hypatia’nın hayatı, yaralı babasının bakımı ve kurtarabildikleri parşömenlerin saklanması sorunu ile daha da zorlaşmıştır. Roma İmparatorluğu’nun kalıcı olarak bölünmesi ve Hristiyanlığın resmi din mertebesine yükselmesiyle birleşir. Hristiyan dogması, Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü daha dinsel bir hayata yönelmenin bahanesi olarak yorumlar. Fanatizmin ihtiyaç duyduğu olumsuz öteki bu kez Yahudilerdir. Paganizmi tahtından indiren Parabolaniler (Hristiyan gönüllüler) bu kez bir Yahudi tiyatrosunu basarak seyircileri taş yağmuruna tutar. Dinsel çatışma, bundan daha fazlasına iktidar mücadelesine dönüşmüştür.

Hypatia, asistanı Aspasius (Homayun Ershadi) ve İskenderiye valiliğine yükselen Orestes ile bir gemide bilimsel araştırmalarına devam eder. Güneşin merkezde olduğu, diğer gezegenlerin onun çevresinde döndüğü  Sisamlı Aristarkus teorisinin açıklayamadığı olgular üzerine düşünürler. Bu arada ilk gerilimi yahudi tiyatrosu baskınında ortaya çıkan Hristiyan-Yahudi çatışması daha da derinleşir. Bir yangın provakasyonuyla bina içinde toplanan Hristiyan gönüllülerin Yahudiler tarafından taşa tutularak katledilmesiyle dramatik çatışmanın düğümü ortaya çıkar.

Ertelenen buna karşın giderek büyüyen kriz, Hristiyanlığın bir devlet dini olarak iktidara yükselmesinin ardından kaçınılmaz olumsuz öteki olarak gördüğü Yahudilerle çatışmaya girmesiyle yeni bir boyut kazanır. Krizin çatışmaya dönüşme belirtileri göstermesinde Hristiyanlığın ruhban sınıfının başındaki Cyril’in (Sami Samir) kışkırtıcı konuşmasının payı büyüktür. Cyril, politik gücü elinde tutmak için dinsel kışkırtmaya yönelen, dini istismar ederek yetkeyi elinde tutmak isteyen politikacıların arketipidir.

Vali Orestes, Hypatia ve kentin diğer ileri gelenlerinin gerilimi yatıştırmak için düzenlediği toplantı, sonuç vermez. Bir devlet dini olarak iktidara yükselen Hristiyan ruhban sınıfı ile kendi iktidarını ve bekasını bu ruhban sınıfına tavizler veren sivil yönetici sınıfla ittifak halindedir. Bu ittifak kaçınılmaz olarak, ruhban sınıfının yönetici sınıf üzerinde tahakküm kurmasıyla sonuçlanmıştır. Politik yetke ile çatışmak zorunda kalan dinsel otoritenin lideri Cyril, otoritesinin bekası için karşısına çıkması muhtemel her seçeneği yok etmek zorundadır. Hypatia’yı ziyaret eden eski öğrencisi ve yeni Cyrene Piskoposu Synesius gibi meraklı din adamlarının varlığı, mutlak iktidarı isteyen Hristiyan fanatiklerin dikkatinden kaçmaz. Cyril’e ulaşan şikayetlerden “iki Hristiyan dinsizin ellerinde” sözleri yaklaşan krizin habercisidir.

İskenderiye’de var olan krizin tartışıldığı meclis toplantısında Yahudilerin kütüphaneyi sadece Hristiyanların kullanmalarına yaptıkları itiraz, Hristiyan meclis üyelerinin Yahudilerin vaftiz olarak Hristiyanlığa geçmeleri önerisiyle karşılanır. Tartışmaya müdahil olan Hypatia, Hristiyan tanrısının öncekiler gibi daha merhametli olmadığının kanıtlanmadığını söyler. Hypatia’nın bu tutumu, aldığı felsefi formasyonun sonucudur. Dinsel bir inanca bağlanıp aklını ve iradesini kaybetmektense bilime ve felsefeye yönelen bu tutumun, dinsel fanatizmin yükselişe geçtiği bir evrede hedef olması ihtimal dahilindedir.

Cyril’in kadınların erkeklere mutlak itaatini ve nasıl giyinmeleri gerektiğine dair İncil atıflı konuşması, sonunda dinsiz ve cadı ilan ettiği Hypatia’yı hedef alır. Cyril’in bu provakasyonu ve dinsel otorite karşısında sivil idarecilerden diz çökerek itaat talebi, Vali Orestes tarafından reddedilir. Dinsel otorite ile politik otorite arasında ertelenen çatışma, böylece zirvesine ulaşır. Vali Orestes Hristiyan fanatikler tarafından taşlanır. İlk taşı fırlatan Ammonius idam edilir. Böylece Hristiyan fanatiklerin lideri Ammonius’un “şehit” ve “aziz” ilan edilmesinin ve Hypatia’nın katline yönelecek intikam çağrısının önü açılmış olur.

Dramatik çatışmayı ve çelişkileri hızlandıran bu yeni durum, öfkenin Vali Orestes ve Hypatia’ya yönelmesine neden olur. Hypatia asistanı Asparius ile dünyanın güneş çevresindeki hareketinin dairesel değil, eliptik bir hareket olduğunu açıkladığı; mevsimlerin oluşumunun da bu hareketin sonucu ortaya çıktığını ispat ettiği sahneyle yönetmen Alejandro Amenábar, bilimsel yöntemin gözleme ve teoreme dayalı ilk biçimini sergiler.

 
(Ressam Alfred Seifert’in Hypatia tasviri)

İktidarını korumak için dinsel otorite karşısında geri adım atarak Cyrene Piskoposu Synesius karşısında diz çöken Vali Orestes, kentte yaşayan herkesin vaftiz edilerek Hristiyan olacağın Hypatia’ya açıklar. Hypatia’dan Hristiyan olmasını isteyen Orestes ve Synesius, olumsuz yanıt alır. Hypatia bir bilim insanına yakışan tavırla, her şeyi sorgulaması gerektiğini söyler.

Hypatia, filozof Afşar Timuçin’in tanımıyla insanlığın düşünsel her ileri atılımında yapmayı başardığı olgu ile kurguyu birbirinden ayırabilme yeteneğinin ilk çağlardaki temsilcisi. Bir kurgu olarak dinsel düşüncenin, bilimsel olguları tahakküm altına almasının olumsuz sonuçlarını Agora ile cesurca tartışmaya açan yönetmen Alejandro Amenábar; bu bakımdan takdiri hak ediyor. Film, özenli dekor-kostümü yani sanat yönetimi, aynı nitelikteki senaryosu ve başarılı oyuncu performanslarıyla seyircilerin ilgisine mazhar olmalı. Gök bilimci Johannes Kepler’in 17. Yüzyıldaki keşiflerinin öncüsü olan Hypatia, Appolonius ve Diephantus geometrisine açıklık getirdi. Plato ve Aristo felsefesine yönelik halka açık dersler veren Hypatia, bilim dünyasının çılgın elması olarak parıldamaya ve saygıyla anılmaya devam ediyor…

Meraklı okuyucular için kitap önerilerim

Yanlış da Olsa Düşünmek Hiç Düşünmemekten Daha İyidir / Destek Yayınları

İskenderiyeli Hypatia (Grafik roman) / Soner Tunalı / Bilim ve Gelecek Yayınları

İskenderiyeli Hypatia / Maria Dzielska / Berfin Yayınları.

[1]    https://tr.wikipedia.org/wiki/Pax_Romana

[2]    https://tr.wikipedia.org/wiki/Sisamlı_Aristarkus

TEILEN