Press ya da Özgür Gündem’in yaşadıkları: Kan var bütün kelimelerin altında !

35

 

@masumlevrek

 Ümit ÖZDEMİR

Yönetmen: Sedat Yurttaş

Oyuncular: Fırat Altay, Sezgin Cengiz, Engin Emre Değer, Aram Dildar, Asiye Dinçsoy

Yapım Yılı: 2010

 

1990’lı yıllarda Güneydoğu’da yaşanan çatışmaları kanuoyuna  bildirmekle görevli bir grup gazetecinin başından geçenleri anlatan Press, yönetmeni Sedat Yurttaş’ın yarı-belgesel niteliğindeki filmidir.

Gözaltında kayıpların, çatışmaların en yoğun yaşandığı 1990-1997 aralığında yaşananları beyazperdeye yansıtmasıyla hayli cesur bir tutumu olan film, gazetecilik dışında başka bir işi olmayan insanların günlük yaşamlarını ve mücadelerini gözler önüne seriyor.

Bir yandan Özgür Gündem bürosunun temizlik ve çay işlerinden sorumlu olan Fırat karakteri diğer yandan da gazeteciliği öğrenmeye çalışır. Hevesli ve mesleği öğrenmeye çalışan Fırat bu konuda desteği Alişan karakterinden alır. Bu tutumuyla Fırat örneklerine daha sonra sıkça rastlanan gazeteciliğe gönül düşürmüş insanları tipler.

Filmin ilk dramatik çatışmasını Faysal karakterinin Yüksekova uyuşturucu çetesi haberi sırasında kaçırılan ve fidye istenen aşiret liderinin oğlu haberi oluşturur. Faysal’ın bütün tehlikelerine rağmen haberi yapma konusundaki inatçı tutumu gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Hasan tarafından eleştirilir. Gazeteye gelen tehdit telefonları bu eleştirinin kaynağıdır. Çatışmalar devam ederken başlayan uyuşturucu kaçakçılığının çürütücü etkisi, giderek bu konuyu haberleştirmeye çabalayan gazetecileri de kuşatır. Artan tehdit telefonları biraz sonra yaşanacakların habercisi gibidir. Nitekim Fırat’ın fotoğrafları tab ettirdiği fotoğrafçı bir süre sonra negatifleri basamayacağını bildirir.

Faysal’ın Alişan’ı  fotoğrafçı dükkanı önünde beklerken ensesinden tek kurşunla öldürülmesi sahnesiyle 1990’lı yıllara damgasını vuran Hizbullah cinayetlerine gönderme yapan yönetmen Sedat Yurttaş, gazete bürosunun polis tarafından basılmasıyla siyasal baskıyı gösterir. Can pahasına yapılan habercilikle birleşen sorumluluk duygusu ve politik bilinç, bütün bu yaşananlara galip gelir.

Gazeteciler haber yapmaya devam ederken bir yandan da karşılarına çıkan sorunları aşmak zorundadır. Bu zorunluluk filmin diğer dramatik çatışmasını oluşturur. Özgür Gündem gazetesini satan Dino dayı karakterinin büfesi yakılınca sorunu çocuklara görev vererek aşmaya çabalanması; diğer yandan gazete bürosunun tahrip edilmesiyle ortaya çıkan sorunları aşmaya çalışır. Burada filmin gelişmeye en müsait durumdaki karakteri Fırat’ın öne çıktığını görürüz.

Uyuşturucu satışını konu alan bir habere giden Fırat ve Alişan kendilerini kovalayan saldırganlardan silah yoluyla kurtulurlar. Alişan Fırat’a gazeteciliğin bu olmadığını anlatırken politik bilinciyle harmanlanmış meslek etiğinin filmdeki sözcüsü gibidir.

Filmde gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğü’nü canlandıran Hasan karakteri, hem meslektaşlarını korumanın hem de Özgür Gündem’in yayın hayatına devam etmesinin yollarını arayan kişisi olarak öne çıkar.

Alişan, gazeteciliğe gönül düşüren Fırat, Hasan ve “sekter” tutumuyla Songül karakterleriyle Press’i farklı bir film yapan, filmde yaşanan her şeyin neredeyse tamamının gerçek olaylara dayanmasıdır. Kurgunun çok ötesine geçen filmin bu tavrı, belki de filmin en dramatik planında katledilen gazetecilerin fotoğraflarını büroya asan Fırat’ın göründüğü sahnesiyle namuslu, fikir özgürlüğünden yana tutum alması Press’i az bilinen ama başarılı bir film yapmaya yetiyor.

Türkiye’de gazetecilik üzerine çok az film yapılmasının nedeni habercilik denilen zorlu uğraşının kanunlu ve kanunsuz baskı, yasak,  sansür ve otosansür ile toplatma kararları ile durdurulmasıyla açıklanabilir.  Günümüzde ise gazetecilerin hapis cezaları alması ya da gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanması gerçeğine bakınca bu azlığın bir diğer nedeni ortaya çıkıyor. İşte Press, bu olguya rağmen gerçeği yansıtmaya çabalayan Türkiye’de gazetecilik devam edecekse bununla ilgili umutları yeşerten bir film. Şair Cemal Süreya’nın “Kan Var Bütün Kelimelerin Altında” şiirindeki gibi neredeyse bütün çalışanlarının gazetede yayınlanan her bir kelimesi nedeniyle bir biçimde zarar gördüğünü yansıtan bir film. Press, yönetmeni Sedat Yurttaş’ın bu tanıklığı ile Antalya Altın Portakal Film Festivali Jüri Özel Ödülü ile karşılansa da filmi sinemaseverler açısından müstesna kılan yanının, sade bir dile dayalı ve olanı biteni aktarmadaki sahiciliği olduğunu düşünüyorum. Bu, Press’i kalıcı bir film yapmaya yetiyor.

 

TEILEN