MUSTAFA SUPHİ’LER HAKKINDA YÜZ KIZARTAN BİR YAZI

32

Sinan Dervişoğlu

1990’larda siyasal iktidardan gördüğü pek anlamlı bir “müsamaha” ile TKP adını alan SİP, uzun süre Kemalist, hatta orducu bir “sol” anlayışı (elbette devletten bir fiske bile yemeden) savunmuştur. Bu partinin politikalarını eleştirisine burada girmeyecek, sadece konumuz olan Mustafa Suphi’lerle ilgili bu partinin bir tespitine değineceğiz. Uzunca bir alıntı olacak; ama kemalist kafa yapısını yansıtması açısından buna değeceğini düşünüyoruz.

Bu partinin kurucularından Aydemir Güler, 2001’de “Gelenek” dergisinde yayınlanan “Atatürk ve Sınıf” başlıklı yazısında 1920’leri şöyle tahlil ediyor:

Kurtuluş Savaşı büyük ölçüde (Mustafa Kemal’in) tekelci (tavrı) sayesinde kazanılıyor. 1920 – 21 kavşağında Ankara “kurtuluşçu platform” üzerinde hegemonyasını tesis etmekle kalmıyor, reel ve potansiyel her türlü rakibin ortadan kaldırıyor. Mümkünse fiziksel olarak..Bu başarıldığı ölçüde Türk ulusal kurtuluş hareketi, bütün dünyaya Anadolu’da bir devlet olarak varlığını sürdüreceğini kabul ettirmiş de oluyor. Emperyalizm Osmanlı ülkesin toptan sömürgeleştirme ve vekaletini alma projesini tadil ederek, İmparatorluk topraklarında bir Türkiye ülkesini kabul etmek zorunda kalıyor. Kuşkusuz siyaset tekelinin kurulamamış olması halinde emperyalizmin paylaşım projelerinde maksimum çıkar elde etme arayışı sürdürür, bu anlamda Sevr’in yol göstericiliğine sadık kalırdı. Oysa 1920-21 kavşağından sonra Anadolu’ya sürülmüş Yunan ordusu emperyalist ağabeyleri tarafından sahipsiz ve desteksiz bırakılıverdi.

Özetle Türk burjuva devriminin ve ulusal kurtuluş savaşı önderliğinin “siyaset tekeli” ilkesinde mutlak anlamda gerçekçi ve politik bir anlam bulunmaktadır. Hareket sapkınca siyasal baskı meraklısı olduğu için, ya da demokrasi düşmanlığını kutsal kitap saydığından değil, bir ulusal devlet kuruluşuna ulaşmanın tek yöntemi olarak siyaseti çok sokaklı karakterden uzaklaştırmayı ve kendi dar patikasında tekleştirmeyi seçmiştir.”

15’lerin katlinden bu anlamı çıkarabilen bir yazı Türkiye Solu tarihinde ilktir; dileriz ki son olur. “Bu cinayet kurtuluş savaşını kazanmak için gerekliydi” diyecek kadar kendine saygısını yitirmiş, 1920’lerin siyasi mücadelesinden çıkarabildiği yegane ders olarak M.Kemal’in “siyaset tekeli”ni, yani onu makyavelizmini, mektupla çağırdığı birini öldürtme kurnazlığını görebilen ve bu “tekeli” neredeyse alkışlayan birinin KP adıyla bir örgüt kurup komünizmden bahsetmesi, dünya işçi sınıfı önünde Türkiye için bir ayıptır. Bu ayıp aslında Türkiye’nin komünistlerine ve dürüst devrimcilerine aittir. Doğru bir ideolojik ve siyasi çalışma ile, bu ayıp en kısa zamanda aşılmalıdır.

TEILEN