STALİN TARTIŞMALARINDA EZBERLERİ BOZAN BİR ÇALIŞMA: “HRUŞÇOV’UN YALANLARI””

27

SBKP Genel Sekreteri N.Kruşçev’in 1956’da partinin 20. Kongresinde yaptığı ve Stalin’in “suçları”nı ifşa ettiği tarihi konuşma, sadece burjuva literatüründe değil, sosyalist kesimlerde de büyük etki yaratan, içerdiği çarpıcı iddialarla genel olarak tümü doğru kabul edilen, ve sonraki 60 sene boyunca Stalin tartışmalarında neredeyse temel alınan bir metin oldu. Düşmanlığın dozuna göre “Stalin’in vahşeti”, Stalin’in cinayetleri”, ve “Stalin’in halka karşı suçları” edebiyatı dürüst komünistleri bile etkileyen ve onları sağ politikalar karşısında silahsız bırakan bir ideolojik saldırı zemini teşkil etti. ABD’li Marksist akademisyen Grover Furr, artık önemli bir kısmı açılmış olan Sovyet arşivlerine girerek yaptığı bu çalışmayla, yıllar boyu “kesin gerçek” gözüyle bakılan ve sunulan iddiaları delilleriyle incelemiş, bunların kofluğunu ve temelsizliğini ortaya koymuş, sunulan “kanıt”lardaki belge tahrifatlarına kadar yalanları açığa çıkarmıştır. Sonuçta, Stalin’in kişiliği ve Stalin dönemindeki gelişmelerle ilgili bambaşka, çok farklı ve mevcut ezberleri paramparça eden yepyeni bir resim çıkmaktadır.

“Kişi putlaştırması”nı ele alalım. Furr, Stalin’in putlaştırılmasıyla ilgili ortaya konulan eylem ve ürünlerin, Stalin’den değil, onun gölgesinde, onu yücelterek kendine güç edinmek isteyen “kişiliksiz Şark bürokratı” tipindeki yöneticilerin eseri olduğunu ortaya koymuş, bizzat Stalin’in kendisinin bu eserlere duyduğu tepkiyi ve aldığı aksiyonları anlatmıştır. Kendisi için yazılmış övgü dolu bir biyografiyi “sınıfı ve partiyi değil kişileri öne çıkardığı” ve “gerçek dışı övgülerle dolu olduğu” için reddetmiş, toplattırmış, hatta yakılmasını önermiştir. Ziyaret ettiği Tretyakov galerisinde her odada kendi büstünün konulduğunu görünce son derece öfkelenerek “bu bir sabotaj” diye haykırmış ve bunları kaldırtmıştır. Daha ilginci, kendisin ziyaret eden Batılı bir yazar “her yerde heykeli bulunması hakkında ne düşündüğünü” sorması üzerine “bu bizim malum kültürsüzlüğümüz bir yansımasıdır” demiş ve heykel enflasyonunu “kariyerist bürokratlar başlarına bir şey gelmesin diye Stalin büstü ile kendilerini garantiye almak istiyor” diye açıklamıştır. Kitap ayrıca “iktidar hırsının esiri” olarak tasvir edilen Stlain2in 1924, 1926 ve 1927’de 3 defa Genel Sekreterlik görevinden istifa etiğini, ancak MK çoğunluğu tarafından ısrarla yeniden göreve getirildiğini de aktarmaktadır.

Tasfiyelere gelelim. “Stalin’in kendisine karşı gelen herkesi yok ettiği cinayet silsilesi” olarak yansıtılan 1936-39 mahkemeleri ve tasfiyeleri konusunda yazar 3 gerçeği ortaya koymaktadır. Birincisi “yargılananların hepsinin masum muhalifler” olduğu yalanıdır. Davalara konu olan komplolar tamamıyla gerçektir. Bizzat ordu içinde askeri darbe planlayan 3 ayrı askeri grup olduğu, bunların hepsinden Buharin’in haberi olup partiye haber vermediği, bu komploların yurt dışında Troçki ile de bağlantıları olduğunu yazar belgelere dayanarak göstermektedir. İkincisi, bu tasfiye sürecinde önemli miktarda masum ve partiye sadık komünistin de iftiraya uğrayarak cezalandırıldığını, ve bizzat Stalin’inbu duruma gösterdiği tepkiyi aktarmaktadır. Ortaya çıkmaktadır ki, bu süreçte kendi yerini sağlamlaştırmak isteyen yerel yöneticiler ve istihbaratçılar, kendilerine tehdit teşkil edebilecek her unsurdan da “bu vesileyle”, tasfiyelerin tozu dumanı arasında kurtulmaya çalışmıştır. Stalin, “ cesur ve korkmadan düşündüklerin söyleyen kadroların kimi yerel şefler ve gizli polis için tehlike teşkil ettiğini, o yüzden kurban edildiklerini” söylemiş, bunu yapanlar için” aşağılık, yozlaşmış herifler” deyimini kullanmıştır. Üçüncüsü ve en ilginci ise, Kruşçev’in konuşmasında “Stalin’in idam ettiği dürüst MK üyeleri” diye tasvir edilen Postişev, Eykhe, Kosior gibi liderlerin, aslında tasfiyeler sürecinin en kanlı ktilleri olduğu, eli en fazla masum komünistin kanına bulaşmış kariyerist yerel yöneticiler olduğunun ortaya konulmasıdır. Stalin 1938’de, tasfiyeler bittikten sonra, iftiraya kurban giden dürüst komünistlerin durumunu bizzat ele almış, başta o dönemin polis şefi Yezov olmak üzere, kendi konumunu korumak için dürüst insanları idam ettiren tüm yöneticileri tespit ederek kurşuna dizdirmiş, ve kurbanların itibarını iade ederek onların ailelerinden şahsen özür dilemiştir. İşin ilginci, tasfiye sürecinin en eli kanlı kadrolarından biri, Stalin’den “20.000 kişiyi kurşuna dizmek” için izin isteyen, Moskova bölgesinde binlerce kişiyi yok eden N.Kruşçev’dir!..

Furr’ün kitabı, sosyalizmin tarihi açısından bu son derece önemli dönemin, bugün neredeyse “sosyalizmin çökme sebebi” olarak gösterilen Stalin dönemi ve Stalin’in şahsı hakkında, belgelere dayanarak tüm yaygın ön kabulleri altüst eden bir çalışma niteliğindedir. Bu kitabın dikkatli okunması, SSCB tarihi hakkında yepyeni ve gerçekten Marksist bir analizin de kapılarını açmaktadır. Bu açıdan bu kitabı, sosyalizmin tarihi ile ilgilenen tüm devrimci ve ilericilere tavsiye ediyoruz.

TEILEN