MUSTAFA SUPHİ VE 15’LERE İLİŞKİN 2 KİTAP

26

Bu ay ölüm yıldönümlerin andığımız Mustafa Suphi ve 15’lerle ilgili 2 kitabı tanıtmak istiyoruz. Birincisi, 2004 yılında Yücel Demirel tarafından hazırlanan ve TÜSTAV tarafından basılan “Dönüş Belgeleri” kitabı. Diğeri ise geçtiğimiz sene genişletilmiş 3.baskısı yapılan Hamit Erdem’in hazırladığı “Mustafa Suphi” başlıklı kitap.

TÜSTAV’ın hazırladığı 2 ciltlik “Dönüş Belgeleri” tamamiyle 1920-1921 arası yazılmış belgelerden oluşan bir referans kitabı. Kitap TKP Heyet-i Merkeziyesinin (Merkez Komitesi) 17 Eylül 1920’deki birinci oturumu ile başlıyor; Eylül 1921’de yayınlanmış örgüt raporları ile son buluyor. Muazzam bir bilgi dağarcığı olan bu kitapta, partinin ilk çalışmaları, Rusya’daki ilk örgütlenmeler, teşkilat raporları, Anadolu’daki faaliyetler, Anadolu Hareketine bakış, Komünist Enternasyonal ve Rus Komünist Partisi ile ilişkiler gibi alanlarda son derece zengin bilgiler var. Bu kitapta, son derece önemli sayısız detayın yanı sıra, şu belli başlı olgulara dikkat çekmek isteriz:

  • Anadolu’da halk ve aydınlar arasında Sovyetlere duyulan sevgi ve sosyalizm düşüncesinin sahip olduğu olağanüstü popülerlik. Bu konuda verilen bilgiler, sol düşüncenin Anadolu’da yeşermesi için son derece elverişli bir ortamın o dönemde varlığına işaret ediyor.
  • TKP organizasyonu: Çok sayıda inançlı ve fedakar unsurun yanı sıra yurt dışında “sığınılacak güvenli bir liman” olarak TKP’ye gelen savaş esirlerine de dikkat çekiliyor. Ancak özellikle Türk Kızıl Alayı’nın cesareti ve savaşkanlığı, ve Anadolu’da kurulan örgütlere ilişkin ilginç bilgiler mevcut.
  • Mustafa Kemal’in, M.Suphi’ye yollanan telgraflardaki resmi nezaketinin yanı sıra, Anadolu’da bir Komünist Parti fikrine ta başından net bir şekilde karşı çıkması ve giderek sertleşen soğuk tavrı. Anadolu’dan gelen tanıklar, M.Suphi cinayetinden çok önceleri dahi sol eğilimli ve komünist olarak bilinen kişilerin tutuklanıp işkence gördüğüne işaret ediyor ve Suphi’yi uyarıyor.
  • Suphi ve MK’nın amacı o dönem bir müttefik olarak görülen M.Kemal’a karşı isyan etmek değil, Meclis içinde emekçilerin sesi olmak ve bağımsızlık mücadelesini emekçilerin sosyal ve siyasal kazanımlarıyla pekiştirmek. Suphi, Müdafa-i Hukuk cemiyetlerinin yönetimlerinde tümüyle toprak ağaları ve zenginlerin bulunduğuna işaret ederek savaşın gerçek yükünü taşıyan işçi ve köylülerin siyasete ağırlıklarını koymadıkları takdirde işgalcileri kovmanın bir işe yaramayacağını belirtiyor. Bu da, yolunu çoktan çizmiş olan Ankara hükümetinin mevcut kargaşa ve kaygan zeminde tahammül edemeyeceği bir güçlü bir ses, ve anlamlı bir alternatif olduğu için Suphi’lerin ölüm fermanı imzalanıyor.

Hamit Erdem’in kitabı ise esas olarak bir Mustafa Suphi biyografisi ve şimdiye kadar bu alanda çıkarılmış en derli toplu çalışma. Kitap, M.Suphi’nin Osmanlı dönemindeki ilk siyasi faaliyetleriyle başlıyor, ve fikir yapısının evrimini olayların zinciri içinde bizlere aktarıyor. Devrim ve İç Savaş esnasında Sovyet Müslümanları arasında yaptığı ve devrimin zaferine katkı yapan çalışmalara değinildikten sonra Rusya’daki ilk Müslüman komünist teşkilatlarının ve Türk komünist gruplarının kurulmasındaki aktif rolü aktarılıyor. Kitap boyunca M.Suphi’den bugün için de oldukça anlamlı olan alıntılara rastlıyoruz. Özellikle Ermeni meselesinde şunu söylemektedir Suphi: “..Ermenilere Anadolu’nun yarısını vaat edip Türk ve Ermeni milletleri arasında katliamlar ve yağma ateşleri yakıp daha sonra da tutuşturdukları bu ateşi söndürmek için Küçük Asya’nın işlerine karışmak.. Anadolu’yu ne Türklere, ne Kürtlere, ne de Ermenilere değil, ancak kendilerine almak.. İşte emperyalistlerin maksatları. …Türk emperyalistleri ile Ermeni burjuvazyasının bu iki halkın mahvına yürüyen hareketlerini takip ve bu hususta dünyayı aydınlatmak Türk komünistlerine düştü. Kitap, cinayete giden süreçteki bütün gelişmeleri (yukarda değindiğimiz “Dönüş Belgeleri” dahil bir çok farklı kaynaktan aktarmakta ve cinayetin arkasındaki “malum fail”olan Ankara hükümetine işaret etmektedir.

Yücel Demirel ve Halit Erdem’e bu iki değerli eseri bizlere kazandırdıkları için teşekkür ediyor, her iki eseri de tüm ilerici kamuoyuna okunması gereken birer kaynak olarak tavsiye ediyoruz. Yazımızı, 90 yıl boyunca halkımızın ve ilericilerin çektiklerini daha o günden haber veren M.Suphi’nin şu sözleriyle bitirelim:

Şimdi bağımsızlık ve cumhuriyet rejimi için mücadele eden Anadolu halkı, bu harbin sonunda yine eski günahkar despot ağa ve paşalardan hükümetler meydana geldiğini ve kendilerinin gene eskisi gibi dışardan gelmiş bir misafir halinde kenarda kaldıklarını görseler memnun olurlar mı? Elbette değil! ..Ey Türkiye’nin mazlum işçi ve köylüleri!. Avrupa ve Türkiye’deki bütün sermayedarlar, zenginler, paşalar, ağalar, papaz ve mutaassıp mollalar Türkiye’de hükmettikçe sermaye ve para esirliği ortadan kalkmaz ve işçi köylü halk kendi devlet ve hakimiyetine nail olamaz”

 

 

TEILEN