20.YÜZYILI ALTÜST EDEN KASIRGA

45

 

Tüm ilerici insanlık, 9 Mayıs 1945 Büyük Zafer’in 70. yılını geçenlerde kutladı. Bu sayımızda bu büyük zaferi, ulusların ve ülkelerin altüst olduğu bu kasırgayı anlatan bir nehir romanı, “Paris Düşerken”, “Fırtına”, ve “Dipten Gelen Dalga”yı tanıtmak istiyoruz. Yazar İlya Ehrenburg, 1891’de Kiev’de doğdu. Genç yaşta devrimci harekete katıldı. “Anılar”ında ilk RSDİP kongrelerine katılımını ve Lenin’le tanışmasını anlatır. Kısa bir dönem yurt dışına çıkan Ehrenburg, Ekim Devrimi’nde Rusya’ya döndü ve İç Savaş’a katıldı. Yazdığı birçok eser arasında yukarda zikrettiğimiz üçlü, 20. yüzyıl devrimci literatürünün bir başyapıtı olarak edebiyat dünyasına damgasını vurmuş eserlerdir. Bu eserlerle Ehrenburg 2 kere Stalin ödülünü almıştır.

İlk kitap olan “Paris Düşerken”de yazar, savaş öncesi Fransa’yı anlatır. İşçi sınıfı hareketi ve önderi Komünist Partisi, Halk Cephesi iktidarı ile ciddi kazanımlar elde etmiştir ve hızla büyümektedir. Ancak burjuvazi buna karşı faşist alternatifi tezgahlamaktadır. “Ateş Haçı” gibi faşist örgütlenmelerle sola ve komünizme karşı bir saldırı başlatılmıştır. Öte yandan, burjuvazinin geleneksel partileri, yaklaşan Alman işgali tehlikesi karşısında büyük bir keşmekeş içine düşmüş, Nazi işgalini sol bir hükümete tercih eden işbirlikçi ve teslimiyetçi tavırlar bu kesimde boy vermeye başlamıştır. Kitap Alman saldırısı karşısında bu teslimiyetçiliğin ve burjuva devletteki çürümüşlüğün nasıl bir kargaşayı beraberinde getirdiğini, Alman faşizmine çoktan razı olan bu işbirlikçiliğin, ülke savunmasının nasıl kağıttan kaleler gibi çökmesine sebep olduğunu canlı bir dille anlatır. Paris artık düşmüştür; Fransa’yı kurtarmak ülkenin gerçek sahibi olan komünistlerin ve işçi sınıfının başlattığı Direniş’le mümkün olacaktır.

İkinci ve ana eser olan “Fırtına” 2. Dünya Savaşı’nı 2 cephede, Sovyetler Birliği ve Fransa cephelerinde yansıtan muazzam bir fresk sunmaktadır bizlere. Ana kahramanlar, Kızıl Ordu’da fedakarca savaşan erler ve subaylar, Fransa’da direnişi yürüten komünistler, bunlara destek olan demokrat insanlardır. Bunlar gerçeküstü kahramanlar değil, hepsi eksikleri, sevinçleri, korkuları ve özlemleriyle gerçek insanlardır. Ancak içine girdikleri eylem, onları 20.yüzyılda karanlığı yenen kahramanlar haline getirecektir. Kitabın konusu, baş kahraman olan Kızıl Ordu subayı Sergey ile, bir burjuva kızı olan, ama sonra komünistlerle Direniş’e katılan Mado’nun aşkı etrafında gelişir. Ancak bütün bu resimde, kadın keskin nişancı Darya, kocası Kızıl ordu komutanı Ossip, Fransız bir komünist işçi olan Pepe Jean Milet, er Vasya, Alman ordusundaki erler ve subaylar gibi çok sayıda farklı karakter, bu devasa resmi tamamlayan diğer aktörlerdir. Karakterlerin iç dünyasını büyük bir ustalıkla aktaran Ehrenburg’un bu romanı, 3 cilt olmasına rağmen bir solukta okunmaktadır.

Üçüncü kitap “Dipten Gelen Dalga” ise savaş sonrasını ve yeni bir savaşın, Soğuk Savaş’ın başlangıcını bizlere aktarır. Yıkıntılar içindeki Sovyetler Birliği, yaralarını sarma ve harap olmuş bir ülkeyi ayağa kaldırma savaşındadır. Öte yandan faşizme karşı kazanılmış zaferde komünistlerin oynadığı öncü rol, tüm Batı dünyasında onların gücünü artırmakta, bu sefer SSCB’ye karşı yeni bir “Haçlı Seferi” hazırlamaya çalışan emperyalistlerin karşısında komünistlerin önderliğinde güçlü bir barış hareketi yükselmektedir. “Dipten Gelen Dalga”da Sovyetler Birliği ve Fransa’nın yanı sıra ABD de resmin içine girer. En aşağılık ırkçılıkla at başı giden ABD gericiliği, toplumda bir “antikomünizm isterisi” yaymaya çalışmakta, barış isteyen demokratlara karşı bir toplumsal linç kampanyasını kışkırtmaktadır. Fransa’da ise Direniş’in kahramanları, Fransa’yı SSCB’ye karşı düzenlenecek Haçlı Seferi’ne katmaya çalışanlara karşı ulusal bağımsızlığın ve barışın savaşçıları olarak mücadelelerini sürdürmektedir. Kitap, Fransız Direnişçileri ile Kızıl Ordu savaşçılarının, bu “dünya çapındaki silah arkadaşları”nın duygu yüklü bir buluşma sahnesiyle sona erer.

Ehrenburg’un üçlü nehir romanı, “Paris Düşerken”, “Fırtına”, ve “Dipten Gelen Dalga”, 20 yüzyılda Ekim Devrimi’nden sonra insanlığın yaşadığı en büyük destanın, anti-faşist savaşın ve zaferin kitabıdır. Burjuvazinin, sığ ve yüzeysel Holywood yapımlarıyla kendine mal etmeye çalıştığı bu büyük zaferin gerçek hikayesini, gerçek kahramanları ve gerçek hainleriyle öğrenmek isteyen her ilerici, bu muhteşem eserin parlaklığından kendini yoksun bırakmamalıdır.

TEILEN